Kuru Bir Dal Parçası

Merdivenlerden inerken karşılaştım kendisiyle. Çoğu zaman bir odun parçası denilerek, yanından geçilip gidilecek o küçük öğretmen. Merdiven basamaklarının birinde, öylece, ortada boylu boyunca yatıyordu, oraya nereden nasıl geldi bilmiyorum. Annesi babası kimdir, kardeşleri nerededir, bilmem de mümkün değil gibi. (Fakat bu soruları sual edip durarak, Yunus Emre'nin o güzel hâllerinden birine yaklaşabiliriz belki biraz) Ayağımın kenarıyla bu küçük öğretmeni rahatsız ettim ve onu merdivenin duvarla birleştiği yere, dibe doğru itekledim. Fakat o ya direndi yahut başka bir nedenden dolayı bir alt basamağa düştü. Düştüğü o son basamaktan sonra yalnızca bir basamak daha vardı. Sonrası zemin. Onu köşeye itmeye kararlıydım, bu sebeple ayağımla onu yeniden rahatsız ettim. Bu sefer daha şiddetli bir şekilde itekledim ve küçük öğretmen zemine doğru fırladı, zeminin duvarla birleştiği yerin oralarda durdu. O an bir acıma hissiyle doldum. Bu kuru dala eziyet ettiğimi düşündüm ve gayr-i ihtiyari...